Sayfa: 1   Aşağı git
Gönderen Konu: SEN BENİ DUYUYOR MUSUN?  (Okunma Sayısı 393 defa)
Heran
Administrator
Ev Sahibi
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 325



« : Aralık 12, 2008, 01:52:18 ÖÖ »

Bir anda uykudan kalktim, çok ilginç bir ışık gördüm ama odanın ışığı kapalıydı.  Bir baktım saat 3:30 gece,  facir vakti. Peki gördüğüm bu kadar ışık nerden?

Birden şaşırıp kaldım baktım ki elimin yarısı duvarın içinde.  Hemen elimi çıkardım, korku içinde, oturup elime bakıyordum. Tekrar elimi duvara dogru uzattım, yine elim duvarın içine giriyordu!

Bir gülümseme sesi duydum. Yüzümü kardeşime dogru çevirdim, yatıyordu. Korku içinde yatağımdan kalkıp, kardeşimi uyandırmaya gittim, ama cevap vermedi. Annemin odasına doğru gittim, babamı uyandırmaya çalıştım...

Birilerinin bana cevap vermesini istiyorum ama kimse cevap vermiyordu. Annemi uyandırmak üzereyken, annem uykudan uyandı. Uykudan uyandı ama benimle konşmuyordu. Bismillahirrahmanirrahim, diyordu ve tekrarlıyordu!

Babamı uyandırdı: "Kalk kalk, bir bakalım çocUklara!" dedi, annem.
"Şimdi zamanı mı? Bırak, uyuyayim! Yarın ola hayr ola" dedi, babam.
Ama annemin israrı üzerine babam kalkıverdi. Şaşkınlık içerisinde beraber odamıza doğru geldiler.Başladım bağırmağa, "anne!, baba!" ama hiç birisi cevap vermiyordu!Annemin elbisesini çekiyor, beni dinlemesini istiyordum. Ama annem beni hissetmiyordu!

Başladım annemin arkasından yürümeye. Ta bizim odaya kadar!
Odamıza girdi ve ışıkları açıverdi. Ama benim için fark etmiyordu, çünkü benim için her taraf ışıktı. Tam o sırada çok ilginç bir şeyle karşılaştım, kendi bedenimi  gördüm! Evet, kendi vücüdumu!.. Oturup, kendi kendimi seyredıyordum. İki taneydim. Kendi kendime soruyordum:" Kimdir bu acaba? Nasılda bana benziyor!"
Başladım kendi kendimi uyandırmaya, bu kabustan kurtulayım diye.
Ama uyanamadım, UYANAMIYORDUM!..

Babam dedi ki: " Bak yatıyorlar işte, hadi yerimize gidelim!"
Ama annem, sakinleşemedi. Benim uyuduğum yatağa doğru gelerek beni uyandırmaya çalıştı. "Kalk Muhammed kalk! Bana cevap ver!"
Ama cevap veremiyordum! Bir kaç defa denedi, ama yok.
Birden baktım ki babamın gözlerinden yaşlar dökülüyor. O babam ki, şimdiye kadar onun göz yaşlarını hiç görmemiştim!

Bağırışmalar başladı!. Kardeşim uyandı ve sordu: "Ne oldu?" Annem ona bağırarak: "Abin Muhammed olmüş!" çok acıklı bir şekilde ağlıyor, feryat ediyordu.
Anneme giderek: "Anne ağlama, ben burdayım bak bana!" Ama kimse bana cevap vermiyordu, neden? Oturup bağırmaya başladım, burdayım bakın işte!
Ama kimse duymuyor, cevap vermiyordu.
Başladım bağırmaya, yalvarmaya: "Ya Rabbim, Ya Rabbim ne olur, beni bu rüyadan ve olduğum durumdan kurtar!"

Tam o sırada uzaktan bir ses duydum ve geldikçede yükseliyordu! Bu ses Allah’u Taale'nin bir ayetinin meali idi:
"Andolsun, sen bundan gaflette idin, derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir."
Birden iki kişi beni tuttular, ama insan değillerdi çok korktum! Başladim bağırmaya: "Bırakın beni, siz kimsiniz? Ne istiyorsunuz?"
"Kabire kadar senin gardiyanlarınız!" dediler.
"Ben ölmedim, daha yaşıyorum." dedim. "Neden beni kabire götürüyorsunuz? Bırakın beni! Ben hissediyorum, konuşuyorum ve görüyorum. Ben ölmedim."
Bana gülümseyerek cevap verdiler, dediler ki: "Ey insanlar! Sizler çok ilginç yaratıksınız! Sanıyorsunuz ki, ölüm hayatın sonudur. Ama bilmiyorsunuz ki, asıl olan sizin yaşadığınız hayat bir rüyadan ibaret olup öldüğünüz zaman uyanıyorsunuz."

Beni kabire doğru çekiyorlardı hala!..
Yoldayken baktım ki, benim gibi insanlar ve yanlarında da aynı o iki yaratıktan var! Kimi ağlıyor, kimi gülüyor ve kimi ise bağırıyordu!
Onlara sordum: "Neden böyle yapıyorlar?"
Dediler ki: "Bu insanlar şaşkınlık içerisindeler. Nereye gittiklerini biliyorlar. Kimisi dalalettedir! Korku içinde sözlerini keserek sordum:
"Ateşe mi gidiyorlar yani?"  "Evet!" dediler.
Konuşmalarına devam ederek: "O gülenler ise cennete gidiyorlar."

Hemen sordum onlara: "Peki ben nereye gidecem?"
Dediler ki: " Sen bazen iyi gidiyordun, bazende kötü! Bazen tövbe edip ertesi gün günah işliyordun ve izlediğin yol tam olarak belli değildi ve hep öyle yitik kalacaksın!"

Sözlerini korku içerisinde keserek sordum: "Yani ben ateşe mi gidiyorum yoksa?"
Onlarda:"Allahın rahmeti geniştir ve yolculukta uzundur!" dediler.

Yüzümü çevirdim korku içerisinde baktım ailem, babam, amcam, kardeşlerim ve akrabalarım hepsi bir sandık içinde beni taşıyorlardı.
Onlara koşarak gittim ve  dedim ki:" Benim için dua edin lütfen!" Ama kimse bana cevap vermiyordu. Kimi ağlıyor, kimi ise hüzünlüydü!
Kardeşime giderek:" Dikkatli ol! Dünyanın fitnesi seni kandırmasın!" Beni duymasını çok isterdim.

O iki melek beni kabirdeki cesedimin üzerine bağladılar. Baktım ki babam toprak atıyor üzerime!.. Kardeşlerim toprak atıyor!..Ordaki insanlar hepsi sırayla üzerime toprak atıyordu!

Dedim ki: "Ahh keşke! Onların yerinde olsaydım, Allah'a tevbe etseydim. Dün sabah namazımı kılsaydım! Keşke her gün Rabbime dua etseydim! Keşke her gün tövbemi yenileseydim!

Keşke kötülüklerden uzak dursaydım!"

Başladım bağırmaya: "Ey insanlar! Dikkatli olun! Dünya hayatı sizleri kandırmasın!" En azından birisinin beni duymasını çok isterdim...

PEKİ, SEN BENİ DUYUYOR MUSUN?

[/b]
« Son Düzenleme: Aralık 12, 2008, 02:18:42 ÖÖ Gönderen: Heran » Logged

Yusufum
Ev Sahibi
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 171


« Yanıtla #1 : Aralık 12, 2008, 07:12:09 ÖÖ »

Mail yoluyla gelmişti bu bana çok beğenmiştim gerçekten..İbret verici emeğine sağlık..
Logged

Sayfa: 1   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: