Heran
Administrator
Ev Sahibi
   
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 325
|
 |
« : Aralık 03, 2008, 02:14:00 ÖS » |
|
Yıl 1977-78 yaz tatili. Sıcak bir yaz gününün öğleden sonraları. Köyün girişinde meyve yüklü bir kamyon ve ondan alış veriş yapmak için oraya gelenler gidenler. Ben de okulun lojmanlarından çıktım, hedefsiz ve gayesiz sallana sallana o tarafa doğru gidiyorum. (Rahmetli) Hocagilin Halit arabasıyla yanımdan geçti ve meyve kamyonunun yanında durdu. Halit arabadan inerek biraz meyve aldı tam o sırada Memişgilin Mustafa arabanın direksiyonuna geçti. Halit rıza göstermese de Mustafa direksiyona geçmişti. Ben de oraya ulaşmış, gelişmeleri izliyordum. Mustafa ve Halitle (Benden yaşça büyük olsalar da) az da olsa bir samimiyetimiz vardı. halit arabanın anahtarını Mustafa'dan alamayacağını anlayınca, ön tarafa Musatafa'nın yanına binerken beni de israrla arabaya binmeye ikna etti. Ben arkaya oturdum, yanımda Halit'in kızı ya da yeğeni küçük bir kız. Direksiyonda Mustafa yanında Halit, Ağyola doğru hareket ettik. Daha mezarlığı geçmemiştik ki arabanın sürati 120'i geçmişti. Birşeyler olacağını farketmiş olmamıza karşın ne ben ne Halit, ağzımızı açıp da Mustafa'ya hızı düşürmesini söyleyememiştik. Halit o kadar rahatsız olmuştu ki, farkediyordum, ama hiç bir şey söyleyemiyor ve yapamıyordu. Biz Ağyolun en tepesindeyken, Yassıkara yol ayrımından bir traktör bizim köy yoluna girdi. Traktörü farkeden Mustafa, aniden frene yüklendi. Halbuki traktörle bizim aramız en az 400-700 metre var. Tam Mustafa frene yüklendiğinde Halit'in arabanın kontak anahtarını kapattığını gördüm. Araba o süratle önce değirmen tarafına doğru kaymaya başladı, nasıl olduysa oradan tekrar sol tarafa kaymaya başladı. Ben Mustafa'nın oturduğu ön koltuğa sarıldım. Araba sol ön burnunu sol taraftaki V şeklindeki, yol kenarına açılan bölüme çarptı. Ve takla atmaya başladı. Ben ilk üç takladan sonrakileri sayamadım. Ancak o anda, ilk taklada sırtımın tavana feci şekilde çarptığını hissetmiştim. İlk çarpmada iki kapılı arabanın iki kapısının da açıldığı, arka camın taaa tarlanın ortasına fırladığı, Mustafa ve Halit'in araba takla atarken açılan ön kapıdan fırladıklarını, olayı canlı bir tiyatro gibi izleyen kişilerden daha sonra dinledik. 6. ya da 7. taklada araba ters bir şekilde yolun kenarında durur. Ben gözlerimi açtığımda kafamın, fırlayan arka camdan dışarıda olduğunu farkettim. Yani o anda arabanın içindeyim. Hafif sağ tarafıma baktığımda küçük kızın, arabanın kelebek camından vücüdunun yarısına kadar dışarıda olduğunu farkettim. Hareket ettirebildiğim elimle onu dışarı çıkarmaya uğraşırken, karşıdan gelen traktör yanımız ulaşmış ve olayla ilgilenmeye başlamışlardı. Sanırım Sofugilin İdristi, beni yavaş yavaş arabadan dışarıya doğru çekti. O arada küçük kızı da çıkarmışlardı. Beni dışarı çıkardıklarında şoktaydım. Sanırım İdris abinin tokatıyla, olanları daha iyi görmeye başlamıştım. Ben sağlamdım, küçük kız sağlamdı, Halit sağlamdı. Mustafa'nın kafasında bir yarılma olmuş ve şoka girdiği için değirmen doğru giderken oradakiler onu döndererek, yonca yüklü traktöre bindirdiler. Ben traktöre binmedim. Araba hurda olmuştu. Tavanı ile tabanı birbirine yapışmıştı. Ama bize birşey olmamıştı. (En azından, o anda, ben öyle sanıyordum...) Bu acı hatıranın detaylarını zaman zaman burada anlatacağım... Kaza anında hissettiklerim... Kaza sonunda yaşananlar. Ailemin olayı haber alışı ve aradan 30 yıl geçtiği halde, o kazanın bana verdiği zararların gittikçe ortaya çıkışı... Bunların hepsini (Arkası yarın radyo tiyatrosunda olduğu gibi) bundan sonra anlatacağım anılarımda okuyabileceksiniz...
|